Selimiye Kışlası

selimiye-eskir1.jpg

selimiye-eskir2.jpg

 

Üsküdar Selimiye’de, bulunduğu bölgeye adını veren ve bir kasr-ı cedid, zabitan konakları, çarşı dükkanları, değirmen, hamam, tabhâne, tâlim meydanı, hastahane, cebehâne, tulumbacı kışlası, su haznesi, çeşme, iskele ve liman ile birlikte yapılan Selimiye Kışlası, Harem İskelesi’nden yukarı çıkarken, boğaza hakim tepe üzerindedir. Kışla ve ona bağlı yapıların etrafında zamanla bugünkü mahalle oluşmuştur. Cami, kışladaki askerlerin ibadet etmesi, hamam askerlerin yıkanması, kumaş tezgahları külliyenin masraflarına katkı sağlaması için yapılmıştır.

Kışlanın ilk şekli Sultan III. Selim tarafından 1800-1803 yıllarında Kavak Sarayı’nın yerine Nizâm-ı Cedid askerleri için ahşap olarak yaptırılmıştır. Mimarı, Ermeni Balyan ailesinin en eski ve en meşhur simalarından biri olan Kirkor Amira Balyan’dır. 1803 yılında müştemilâtıyla birlikte tamamlanan kışla, bugünkü binanın üçte biri kadar bir alana sahip olmakla birlikte dönemi için büyük bir yapıdır ve o dönemde köşelerinde kuleler yoktur.

Bu ahşap kışla, 25 Mayıs 1807 tarihinde meydana gelen Kabakçı Mustafa olayında kapatılmış ve Nizâm-ı Cedid teşkilâtı da 28 Mayıs 1807 tarihinde dağıtılmıştır. 17 Kasım 1808 tarihinde yakılan Selimiye Kışlası’nın yerine daha sonra şimdiki kargir bina yapılmıştır. İç avlusu, avlu tarafındaki koridoru ve dış cepheleri boyunca sıralanan odalarıyla yeniden inşa edilen kışlanın dış ve iç duvarları taş, döşemeleri ve çatısı ahşaptır. Dört cephesinde birer kapısı olan yapının köşelerindeki kuleler de bu dönemde inşa edilmiştir. Kulelerden ikisi 1827-1828 yıllarında Sultan Mahmud devrinde, diğer ikisi ise Sultan Abdülmecid devrinde yapılmıştır. 27 Ocak 1829 tarihinde görkemli bir törenle açılan kışlanın mimari sorumlusu dönemin Hassa baş mimarı Seyyid Abdülhalim Efendi, bina emini Hâcegân-ı Dîvân-ı Hümâyun’dan eski Filibe Nâzırı Morevî Osman Efendi’dir. Yapının kapılarında farklı tarihlerde kitabelerin yer alması kışlada yapılan onarımlara işaret eder. Güney kapısında 1828, doğu ve batı kapılarında 1842, kuzey kapısında 1853 tarihli kitabeler bulunmaktadır.

Dikdörtgen planlı, iç avlulu, yüksek istinat duvarları üzerinde yükselen üç katlı çok büyük ve ihtişamlı bir yapı olup köşelerindeki kuleler âbidevî görünüşünü tamamlar.

Kareye yakın dikdörtgen planlı (267 × 198 m.), iç avlulu, yüksek istinat duvarları üzerinde yükselen üç katlı çok büyük ve ihtişamlı bir yapı olup köşelerindeki kuleler âbidevî görünüşünü tamamlar. İlk defa Sultan III. Selim tarafından 1800-1803 yıllarında Üsküdar’daki Kavak Sarayı’nın arsasına yaptırılmıştır. 1803’te müştemilâtıyla birlikte tamamlanan kışla, bugünkü binanın üçte biri kadar bir alana sahip olmakla birlikte dönemi için büyük bir yapıdır ve İstanbul’daki büyük kışlalar döneminin başlangıcını teşkil eder. Nizâm-ı Cedîd hareketini başlatan III. Selim, kışlasını yeni düzenin askerî alandaki mekânsal karşılığı olarak inşa ettirmiştir.

Yapının iki katlı ve iç avlulu olduğu, plan şemasının avlu tarafında açık bir koridorla dış cepheler boyunca sıralanan odalardan meydana geldiği, yirmi dokuz odalı kısmî bodrumu bulunduğu tesbit edilmektedir. Bu dönemde köşelerinde kuleler yoktur. Binanın kuzey ve güney cephelerindeki kapıları özenle işlenmiştir. Tâlim meydanı deniz tarafındadır. İki kasr-ı hümâyundan biri giriş kapısının üzerinde, diğeri tâlim meydanındadır. Bir de camisi vardır. Hastahane, mutfak, çamaşırhane gibi servis birimleri kışlanın doğusunda ve batısında olmak üzere ikişer tanedir.

Binanın dış duvarları düzgün kesme taş, ara duvarları moloz taş örgülü, döşemeleri ve çatısı ahşaptır. Yapının içinde kalem işi bezemelere yer verilmiştir. Kışlanın ön keşif defterinde Mimarbaşı Mehmed Ârif Ağa’nın imzası vardır. Mühendis olarak Abdurrahman Efendi görevli olup bina emini Baruthâne Nâzırı Ahmed Efendi’dir. III. Selim dönemi boyunca kışlanın özel bir adı olmayıp bu dönemde sırasıyla Muallem Bostânî Neferâtının İkameti İçin İnşa Edilen Yeni Kışla, Muallem Asker Kışlası, Kavak Sarayı Arsasındaki Neferât Kışlası gibi sıfatlarla tanımlanır. 1805’te Üsküdar Kışlası, 1807’de Muallem Bostânî Neferâtının Kışlası diye anılır. 1830’dan sonra Selimiye Kışlak-ı Âlîsi, Selimiye Kışla-i Hümâyunu olarak adlandırılır.

İnşaat defterine göre benzersiz biçimde ve “yoktan var edilerek” (îcâd ve ibdâ‘) yapıldığı ve kütlenin büyük olduğu ifade edilmiştir. Burada diğer kışlalardan farklı şekilde bir mehter bölüğü, topçular ve süvari birliği bulunur. Askerler fenn-i hendese kurallarına göre eğitilir. Nizâm-ı Cedîd kapsamında kurulan Anadolu kışlalarından askerler getirilerek burada tâlim yaptırılmıştır. 1807’de Kabakçı Mustafa ayaklanmasıyla Nizâm-ı Cedîd hareketine son verildiğinde kışlanın han yapılması için ferman çıkmış, süslemeli kapı saçakları yıkılmıştır. Temmuz 1808’de II. Mahmud tahta çıktıktan sonra onarılan bina Sekbân-ı Cedîd askerlerine tahsis edilmiştir. Kasım 1808 isyanında yeniçeriler tarafından “külliyen ve bir daha bina olunmamak üzere” yakılmış, 1809’da enkazı ve arazisi satışa çıkarılarak tarihten tamamen silinmeye çalışılmıştır.

15 Haziran 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın ilgasıyla birlikte kışlanın yeniden inşası için hazırlıklar başlamış, Temmuz 1826’da kışlanın satılan arazisinin ve çevresinin kamulaştırma işlemleri tamamlanmıştır. Bu dönemde kışlanın hem mimari projesi hem maketi hazırlanmıştır. Bina iç avlusu, avlu tarafındaki koridoru ve dış cepheleri boyunca sıralanan odalarıyla yeniden inşa edilen kışlanın dış ve iç duvarları taş, döşemeleri ve çatısı ahşaptır. Dört cephesinde birer kapısı olan yapının köşelerindeki kuleler de bu dönemde inşa edilmiştir. 27 Ocak 1829’da görkemli bir törenle açılan kışlanın mimari sorumlusu dönemin Hassa başmimarı Seyyid Abdülhalim Efendi, bina emini Hâcegân-ı Dîvân-ı Hümâyun’dan eski Filibe nâzırı Morevî Osman Efendi’dir. Yapının kapılarında farklı tarihlerde kitâbelerin yer alması kışlada yapılan onarımlara işaret eder. Güney kapısında 1243 (1828), doğu ve batı kapılarında 1258 (1842), kuzey kapısında 1269 (1853) tarihli kitâbeler bulunmaktadır.

selimiye-eskir3.jpg

selimiye-kislasi-7.jpg

 

II. Mahmud zamanında bir cephesi kâgire çevrilen binanın 1841’de avlu tarafındaki açık koridorları kapatılarak kâgire dönüştürülmüştür. 26 Ekim 1847 gecesi çıkan yangında kuzey ve batı kanatları yanmış ve kısa bir süre sonra diğer duvarları da kâgir yapılarak onarılmış, birinci kat koridorlarının döşemeleri voltaya dönüştürülmüştür. 1960-1965 onarımında en alt kat dışındaki bütün döşemeler betonarmeye çevrilmiş ve kuzey kanadının doğu bölümünde binanın dış duvarları korunarak içi betonarme ile yenilenmiştir. Eğimli bir arazide Selimiye Kışlası gibi büyük bir binayı oturtmanın zorluğundan dolayı binanın girişleri arasında kot farkları vardır. Kuzey cephesindeki giriş katı güney cephesinin en üst katı haline gelerek binayı kesintisiz kuşatır.

Selimiye Kışlası, Kırım Savaşı’nda İngiliz askerlerine verilmiş, aileleriyle gelen askerlerin ikameti sağlanmış, savaş sırasında hastahane olarak kullanılmıştır. Hasta ve yaralı İngiliz askerlerine bakmak üzere gelen Florance Nightingale, kışlanın Selimiye Camii tarafındaki kulesinde ikamet etmiştir. Padişaha ayrılan bu kulenin Florance Nightingale’e tahsis edilmesi ilginçtir. Burası halen Florance Nightingale Müzesi olarak korunmakta olup ziyarete açıktır. Kırım Savaşı’nda büyük dikkat çeken bina Avrupa gazetelerine de konu olmuştur. Osmanlı ordusundaki ilk terhis töreni 26 Mart 1844’te bu kışlada yapılmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus harbi  sonrası, yeniden örgütlenen Osmanlı Ordusu’na tahsis edilen Selimiye Kışlası, 1911 yılından itibaren 1’nci Ordu’nun 2’nci Tümeni ile Selimiye Redif Tümeninin konaklamasında kullanılmıştır 1914 yılında, 1’nci Ordu’nun 2’nci Tümenine tahsis edilmiş ve 1’nci Dünya Savaşı sırasında da Anadolu’dan gelen acemi erat’ın eğitim ve iskanı için kullanılmıştır. Osmanlı’nın yenilgisiyle biten Birinci Dünya Savaşı sonrasında İstanbul, itilaf devletlerince işgal edilmiş ve Anadolu yakasını kontrol etmekle görevlendirilen İtalyan birlikleri Selimiye Kışlası’na yerleşmiştir.  6 Ekim 1923’te şehre giren Türk birlikleri, kışlayı İtalyanlardan devir almış ancak daha sonra bu birlikler başka bölgelere kaydırılınca Selimiye Kışlası uzun süre boş kalmıştır. Büyük Üsküdar yangınında harikzedeler (Temmuz-Ekim 1887), sonraları muhacirler (1921) ve mübadele sırasında göçmenler (1950) Selimiye’de ağırlanmıştır. I. Dünya Savaşı’nda asker sevkiyatı Selimiye Kışlası’ndan yapılmış, 1920’de İstanbul’un işgalinde kışla İtalyan kontrolüne girdiğinde esir düşen Osmanlılar burada tutulmuştur. Kurtuluş Savaşı sırasında Selimiye Kışlası’ndan Anadolu’ya silâh kaçırılmış, işgal sonrasında İstanbul’a giren ilk piyade birlikleri Selimiye’de kalmıştır (1923).  1950 yılı sonrasında İnhisarlar İdaresi’nce tütün deposu haline getirilmiştir Cumhuriyet’in. ilk yıllarında bir süre boş kalan kışlanın maddî ve mânevî değerinin iade edilmesine karar verilerek 1959’da askerî ortaokul yapılmıştır. Kışla 1964 yılından beri Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin Birinci Ordu’sunun yönetim merkezi ve Birinci Ordu Komutanlığı Karargâhı’dır Florence Nightingale ve beraberindeki hemşirelerin kaldığı oda günümüzde müzeye dönüştürüldü.

Cumhuriyet döneminde farklı amaçlarla kullanıldı. 1959-63 yılları arasında Selimiye Askeri Ortaokulu adı ile askeri ortaokuldu. Selimiye Kışlası günümüzde 1. Ordu Komutanlığı Karargah Binası olarak kullanılmaktadır.

Kışlanın Güney-Doğu kulesinde Selimiye Askerî Ortaokulu Müzesi, Kuzey-Batı kulesinde ise Florence Nightingale Müzesi yer almaktadır.

 

 Selimiye Askeri Ortaokulu,

 Selimiye Kışlası'nda 1959-63 yılları arasında eğitim veren askeri ortaokuldur. Kuruluşuna Menderes Hükümet’i tarafından 1957 yılında başlanmış ancak ilk öğrenci alımını 1959 senesinde gerçekleştirerek, o dönemde tütün deposu olarak kullanılan Selimiye Kışlası'nda eğitim faaliyetine başlamıştır. Kısa süre eğitim veren okul 1963 yılında, Askeri Ortaokulların lağvedilmesi kararı ile kapatılmıştır. Ancak kısa süren bu eğitim döneminde üç binden fazla öğrenci mezun etmiştir. Mezun olan öğrenciler çoğunlukla Kuleli Askeri Lisesi, Bursa Işıklar Lisesi, Erzincan Askeri Lisesi gibi askeri liselere geçmiştir. Mezunları arasında,  Kuvvet ve Ordu komutanlığı yapmış  Orgeneral  Atilla Işık, Orgeneral Hasan Iğsız, Orgeneral Erdal Ceylanoğlu, Orgeneral Saldıray Berk, Sivas Madımak'ta yaşamını yitiren şair-doktor  Behçet Aysan, ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet İnam, Yazar Hulki Aktunç, Selimiye Askeri Ortaokulu kapatıldıktan sonra kışla 1. Ordu Karargahı olarak tahsis edilmiştir. Selimiye Kışlası halen 1’inci Ordu Karargah’ı olarak görev yapmaktadır. Selimiye Kışlası, güney-doğu kulesi altında hazırlanan ve 9 Mayıs 2010 yılında açılışı yapılan Selimiye Askeri Ortaokulu Müzesi, okula ait anı ve belgeleri sergilemektedir.